• Objektif test uygulama merkezi
    • Çocuğum Okula Hazır mı?
Tercih Danışmanlığı

Anasayfa

AİLE VE EVLİLİK TERAPİ MERKEZİ

Kurumumuz danışmanlık hizmeti verirken süre ve zamndan bağımsız çalışmaktadır. haftanın 7 günü saat 08:00 - 19:30 arası ve ekstra durumlarda akşam saat 22:00 a kadar hizmet veriyoruz. Alanında uzman Klinik Psikologlar, Aile ve Evlilik Danışmanları, Aile Danışmanları, Psikologlar ve Hekimlerimizle hizmetinizdeyiz.
 
Aile Danışmanlığı
Aile ve evlilik kurumu, boyutları ve içeriği değişime uğramak ile birlikte insanlık tarihi boyunca evrenselliğini ve toplumun temel birimi olma özelliğini korumuştur. İnsanlar, temel ihtiyaçlarının büyük bir bölümünü ailesinde karşılarlar. Bu nedenle aile bizim için önemlidir.
 
  
Ergen Danışmanlığı
Ergenlik döneminde bazen anne ve baba tutumuna dayalı olan problemler yaşanmaktadır. Bu sebepten çocuk ve ergen psikolojisi adına, sadece çocuk ve ergenlerin değil anne ve babaların da danışmanlık hizmeti için başvurmaları gerekmektedir.
 
 
Çocuk Danışmanlığı
Çocuğunuzda davranış bozuklukları veya psikolojik sorunları olduğunu düşündüğünüz problemler gözlemliyorsanız onun alanında uzman bir psikologtan danışma hizmeti alması gerektiğini unutmayınız.



OKUL OLGUNLAŞMA TESTİ
Okula yeni başlayacaklar için en önemli soru; ‘Çocuğum okula hazır mı?’ Uzmanlar, çocukların okula ruh ve beden olarak hazır olup olmadığının tespit edilebilmesi için olgunluk testi yapılmasını öneriyor. “Çocuk eğer hazır değilse okula gitmemeli.” uyarısı yapıyor.

Okula yeni başlayacak çocukların eğitime hazır olup olmadığının okul olgunluğu testiyle ölçülebildiğini belirten Rehber danışman Aygül Bahar YILMAZ, “Aileler, çocuk duygusal olarak okul olgunluğunu taşıyamıyorsa bunu iyi bilmeli. Çocuklarını hangi okula göndereceklerse ona göre okul olgunluğu testi yaptırmalılar. Çocuk hangi alanlarda geriyse bunun bilinmesi lazım. Gerekirse çocuk eğitime ara vermeli.” diyor.

Ailelerin çocuktaki tüm duygusal dalgalanmaları okul rehberlik ve psikolojik danışmanlık servisine bildirmesi gerektiğini kaydeden Güneş, şöyle konuşuyor: “Okula yeni başlayan çocuğa yeterince duygusal destek vermeden bütün çözümler öğretmenden beklenirse, çocuk hayal kırıklığına uğrar. Hevesle başladığı okulda zorunluluk, sertlik ve zor ödevlerle karşılaşırsa aileler dengeleyici rol oynamalı. Çocuk, taşımakta zorluk çektiği yerde eğitime güven duyması için aile ile öğretmen dayanışmasını görmeli.” Velilerin en büyük hatasının bütün çözümleri öğretmenden beklemesi olduğunu ifade eden Güneş, ailenin değişen müfredatı ve yeni sistemin içeriğini özümsemesi gerektiğini ifade ediyor.

Aileler kendi hırslarını

bir kenara bırakmalı

Çocukların zekâ gelişiminde okul öncesi eğitimin öneminin büyük olduğunu belirten Psikolog Nihal Akın da, “Bu eğitim onların bilişsel, duygusal, sosyal ve fizyolojik açıdan gelişim sağlamalarına yardımcı olur. Eğer imkan varsa çocuk önce anasınıfına gitsin.” diyor. Sadece doğum ayına göre veya çevreden gelen ‘okula başlatmayın, ezilir’ ya da ‘başlatın, becerir’ gibi uzman olmayan kişilerin sözleri ile hareket etmenin de sorunlar yaşatacağına işaret eden Akın şöyle konuşuyor: “Aileler kendi hırs ve beklentilerini bir kenara bırakarak çocuğun kapasitesi ve yeteneklerini iyi değerlendirip, çocuğunu doğru zaman ve en uygun okula göndermesi gerekir. Bu şekilde iyi bir eğitim alan çocuk mutlu da olur.” Ailelerin çocukları okula başlasa dahi onlarla yeteri kadar kaliteli zaman geçirmelerinin önemli olduğunu anlatan Akın, “Aileler kendi kaygılarını, örneğin daha çok çalışman gerekir, gibi onlara yansıtmadan esnek tavır sergilemeleri çocukta ilerlemenin daha fazla olmasına, okulu sevmesine, kaygı düzeyinin düşük olmasına yardımcı olacaktır.” şeklinde konuşuyor.

Okul ilerledikçe çocuğa ailenin isteklerinden çok, çocuğun ilgi ve isteği doğrultusunda yönlendirme yapılmasının, başarının artışını sağlayacağına dikkat çeken Psikolog Akın, şunları söylüyor: “Bu şekilde aileler çocuğun mutlu olabilmesini, ilgi ve yeteneklerine uygun bölümü bularak, hayatından ve kendinden memnun bireyler yetişmesine katkıda bulunmuş olacaklardır. Baskılayan değil, yönlendiren aile tipi her zaman için bir adım öndedir.”


                                  AİLE VE EVLİLİK TERAPİSİ
Aile-Evlilik terapisinin amacı iletişimi sağlıklı hale getirmektir. Bir ilişkinin sağlıklı şekilde devam etmesi, çiftlerin uzlaşmazlıklarını çözebilme yeteneğine ve isteğine bağlıdır. Çiftler arasında ilişkinin sorun haline geldiği durumlarda şu cümleler sıklıkla kullanılmaya başlamıştır artık.

"Beni sen hiç anlamıyorsun. " 
"Ben kendimi sana anlatamıyorum. 
"Sen önceden böyle değildin, çok değiştin. " 
"Sen hep böylesin. " 
"Hiç değişmeyeceksin" 
"Artık senin bu kadar duyarsız olmana dayanamıyorum




Çiftlerde ortaya çıkan sorunlar, aslında problem diye görülmeye başladığı zamandan daha önce den de vardır. Fakat yaşam döngüsünün çeşitli devrelerinde(evlilik, çocukların doğumu, çocukların okulu, eşlerin iş-meslek rolleri, geleceği yapılandırma)çiftler belirli amaçlar üzerine odaklaşırlar. 

Böylece ilişkinin yürümesini engelleyen "şeyleri" göremez ya da görse de fark etmemeye, fark etsede bir süre sonra bunun değişeceğine kendini inandırmaya çalışır. Fakat bu yaşam döngüsü içinde ani ve büyük değişimler, zorlanmalar, kayıplar ve bu döngünün oturtulmasıyla, kişiler o ana kadar belki de hiç yapmadıkları, ya da bazen düşündüğü hatta bazen deneyime geçirdiği "kendinin farkındalığı" üzerine yoğunlaşmaya başlar. Ben neyim? Ne oluyor? Ne istiyorum gibi kendine yönelik sorular sormaya başlar. Farkına varmaktan kaçındığı "şeyler" üzerine gidip onları araştırmaya, çözümlemeye çalışır. İlişkinin bileşenleri olan üçlü; komünikasyon-güç-duygu o anda gerçek sorunlar olarak görülmeye başlanır. İlişkide o ana kadar çıkıpta bahşedilen sorunlar bir anda üstesinden gelinemez bir hal almaya başlar. 

Çatışmalar, aşağılamalar, tehditler. Ve "sen" çatışması ortaya çıkar. İlişkinin tanımını yapacak olursak; özel belirli bir bağlamda kişiler arasında oluşan duygu ve düşünce, davranışlarda şekillenen bir mesaj iletimi, daha da ötesi arzu, istek ve ihtiyaçların cevap bulmasına yönelik bir alış-veriştir. İlişkinin olması için iki kişinin olması ne kadar olmazsa olmaz bir kuralsa, ilişkide hangi kontekstin geçerli olduğu konusu da o kadar önemlidir. İlişkinin şekillendirilmesi; belirli bir durum, ortam dâhilinde olmalıdır. Eşlerden birinin sevgisini ifade etme şekli diğerinde sevgi değil de öfke, kızgınlık şeklinde algılanabilir. İlişkide önemli olan bir noktada "burada ve şimdi" dır. 
Kişiler arası ilişkilerde, kişilerin çevrelerindeki üçüncü ve dördüncü kişiler (anne, kayınvalide, baba, arkadaş) tarafından ilişkiye yandan müdahale yapılacağı gibi, bir profesyonel (terapist) tarafından da terapötik müdahaleler yapılabilir. 
"Kuralların değişmesi" "Yeniden çerçeveleme" çift-aile terapisinde en temel müdahale tekniklerinden biridir. Böylece danışanın olaylara ait olan şemasını değiştirerek(farklı bakış açısı sunarak)daha fazla seçenek sahibi olmasını ve duygularının daha az ayağına dolaşmasını sağlamaktır.

Terapi ortamı; İletişimi açık ve net hale sokan, üçüncü bir kişinin (terapist) yardımıyla karşılıklı anlaşılabilir konuşmayı öğreten, kişinin olaylara tek yön olan bakış açısını zenginleştiren, kendinin farkındalığını sağlayan bir ortamdır. Bu ortamdan yeteri derecede faydalanabilmek yinede çiftlerin kendilerine bağlıdır.




MERKEZİMİZDEN GÖRÜNTÜLER: