• https://www.facebook.com/adanaterapi/
ÇOCUĞUMA EN KÖTÜ MİRAS ‘’ŞİDDET’’

ÇOCUĞUMA EN KÖTÜ MİRAS ‘’ŞİDDET’’

 

Aile içi şiddetin bir miras olduğunu bütün uzmanlar kabul eder hatta döngü olduğunu ebeveyn- çocuk arasında sürekli yenilendiği vurgulanır. Çocukların şiddete yönelik %32 oranında da kendi anne- babalarından öğrendikleri vurgulanmaktadır. İstisnalar olsa da bunların sayısı çok azdır. Şiddetten kimse kârlı çıkmaz sadece o an şiddet uygulayan için bir çözüm yolu gözükse de maruz kalan için çok zararlı olduğu uzmanlar tarafından yapılan deneylerde kanıtlanmıştır. Bir bebek doğduğu andan itibaren yetişene kadar psikolojik olarak çevresini taklit ederek büyür ve davranışlarını buna göre şekillendirir. Bu durumu Albert Bandura isimli psikoloji doktoru, sosyal öğrenme kuramı olarak ortaya koymuş ve bu Kuramı desteklemek için çarpıcı bir deney yapmıştır. **Deney(hacıyatmaz), Hacıyatmaza vuran sert sözler söyleyen ve çekiçle vuran erkek ve kadınları agresif grup içinde bulunan çocuklar izlemiştir. Sevgi grubuna hacıyatmaza güzel davranan sevgi gösteren erkek ve kadınlar izlettirilmiştir. Kontrol grubuna hiçbir şey izlettirilmemiştir. Kız ve Erkek çocuklar izledikleri şeyleri model olarak almış ve hacıyatmaza ona göre davranmışlardır. Deney şunu anlatıyor aslında çocuğunuz sizi tamamen rol model olarak alıyor. Ona bir şey öğretmek istiyorsanız önce kendi davranışınızı gözden geçirmeniz gerekir. Aile içinde şiddete mağdur kalan kadının çocuklarına şiddet uygulama olasılığı yüksektir (özellikle erkek çocuklarını). Aile bireyinin ruhsal yapısında hayatı boyunca silinmesi zor izler bırakmaktadır.

 

Aile ortamı çocukların tanıştığı ve ilk öğrenim ve eğitim gördükleri kurumdur. Geleceğimizin yatırımı çocuklarımıza yönelik ilgi göstermemiz evde, sokakta, okulda, her yerde hepimizin sorumlulukları arasındadır. Ailelerde genelde çocuğa yönelik ihmal ve duygusal/fiziksel şiddet gösterir. Bu çocukların duygusal, fiziksel ve sosyal gelişimine gereken özeni göstermemekten kaynaklanmaktadır. İhmal ,yapılması gerekenleri yapmamaktır. Şiddet , savunmasız çocuklara yönelik istismarın her türlüsüdür.

 

Herhangi bir nedenden dolayı çocuklara şiddet göstermek çocuklara psikoloji , fiziksel ve duygusal zarar verir. Yalnız bir önceki yazımda belirttiğim(ÇOCUĞUMA EN GÜZEL ÖDÜL  ‘’GERİBİLDİRİM’’) şeklinde ki durum biraz faklıdır bu şöyle anlaşılmamalı ’’çocuğumu dövebilirim’’ bu yanlıştır. Yaptığı yanlışın geribildirimini anlamasını sağladıktan sonra poposunu çok sert olmayacak şekilde vurmak, kolunu hafif bir şekilde sıkmak vb. yüze kesinlikle dokunulmamalı öz benlik saygısını yitirmemesi burada yatar. Analık ve babalık duygusu üstlenmesi gereken rollerle dünyanın en güzel, en zor ve en fazla duyguları doyuran histir.

 Anne-babaların çocuklarıyla ilgili beklentiler düzeylerinin yüksekliği de (onların yaşlarıyla bağlantılı olmayan aşırı olgunluk beklentisi gibi) onların saldırgan davranmaya yöneltebilmektedir. Böyle davranan ebeveynlerinin kullandığı sözler ’’ bu kadar aptalca davranıp beni çileden çıkarmasaydı, ben de ona böyle davranmazdım’’ biçiminde yorumlarla davranışlarını kabullendirmeye çalışırlar aşırı beklenti iletişimde empati zorluğu gösterir. Bu durumun üstünde DÖKMEN de durmaktadır. Anne-babaların çocuklarının kötü ve yanlış yapacaklarını ilişki beklenti ve eğilimleri çocukların davranışlarına karşı saldırganlıklarının devam etmesine neden olur. Ebeveyn içinde bulunduğu çalkantı ile eğer çocuğuyla iletişim kurmaktan kaçamazsa şiddete başvurmaktadır (bandura). Şiddet uygulayan anne-babaların özellikle stres ve kriz durumlarında kendi bireysel ihtiyaçlarına öncelik vermekte, çocukların duygusal ihtiyaçlarını ise göz ardı etmektedirler.

 

Ebeveynlerin şiddete yönelmesinin birkaç temel nedenini şöyle sıralayabiliriz:

1-   Aşırı duyarlı olmaktan kaynaklanan kontrolsüzlük,

2-   Yetersiz iletişim,

3-   Problem çözme yönteminin azlığı,

4-   Çocuklara yönelik empati kurma yetersizliği,

5-   Aşırı sahiplenme ve kıskançlık,

6-   Dayak ortamında büyümüş ve dayağa maruz kalmıştır. Öğrenilmiş davranış olması,

7-   Öfkesini, saldırganlığını ve suçluluğunu bu yolla bastırma düşüncesine sahip olmak,

8-   Ebeveynlerden birinin üvey olması

9-   Şiddetin bir “terbiye” biçimi olarak algılanması,

10- Çocuklardan beklenti düzeyinin yüksek olması ve

11- Dayak atmayı meşru görmek vb.

 

 

Bir değer düşman ise medyadır. Diziler ve filmler hatta reklamlar. Televizyonlarda şiddet görsel ve işitsel olarak; silahlı çatışma, trafik kazası, çarpışan taşıtlar, kan, ceset, tabut, yaralı ve acı çeken insan görüntüsü ile taş ve sopayla vurma, patlayan bombalarla sunulmaktadır. Dizilerde bol miktarda aile içi şiddet, kan davası, organize suçlar, savaş gösterilmektedir. Haber, spor, hatta müzik programlarında bile şiddet vardır. Haberde yayınların üçte birinden fazlasında şiddet olağan ya da haklı gösterilmektedir. Şiddet içeriği açısından yazılı medya da televizyonla yarışmaktadır. Çocuklar davranışlarının %20 oranında medyada yer alan filmlerden ve dizilerden öğrenmektedir.

 Buraya kadar sorunları ele aldık peki ya çözüm nedir ?

1-   Anne-babaların uyguladıkları cezalandırma yöntemlerinin azarlama ve tehditlerin davranışlarında olmadığını ifade etmektedir. Yani yaptıklarını kabul etmemektir. Eğer hala böyle iseniz bakış açınız değişmedi demektir. Kabul etme ve bakış açısını değiştirmedikçe bu çözümlerden verim sağlanamaz.

2-   Gerçekte anne-babaların çocuklarına yönelik olumsuz bakış açıları şiddetin temelini oluşturmaktadır. Tedavi olmanın yolu çocuklarına karşı şiddet uyguladıklarını kabul etmektir.

3-   Gevşeme egzersizleri ve stres yönetimi odaklı eğitim almak ’’şuan çok sinirliyim, biraz sakinleşmem ve rahatlamam gerekiyor’’ diyebilen ebeveynin çocuğuna yönelmesi engellenmiş olur.

 

4-   Ebeveynlerin kendilerini kontrol etmenin yollarından biride kendilerini kışkırtan uyaranların ( çocuğun umursamazlığı veya dağınıklığı gibi) farkında olabileceği ve farkındalık aracığıyla da baş etme stratejileri geliştirebileceği düşünülmektedir. Yani neye çok sinirlendiğinizi öğrendikten sonra kontrol etmeyi de öğrenebilirsiniz.

 

5-   Kendini kontrol edemeyeceğine ilişkin algılama ve suçlamanın yer değiştirmesi saldırganlığın bastırılmamasında da oldukça etkilidir.

 

Bu maddelerden sonra son olarak eşiniz ile bir iş birliği yani ortaklığa soyunmalısınız. Eşiniz ile birlikte kendinizi geliştirebilir gücünüze güç katabilirsiniz. Eşler arasındaki uyum düzeyi arttıkça, çocuğa yönelik ihmal ve duygusal/fiziksel şiddet azalmaktadır.

Eşinizle Problem çözmenin yolları:

 Eşinizi karşınıza alıp empati seansları yapmaya çalışın ve çocuk gibi düşünün çocuğunuzu anlamaya ve yaptıklarına daha az kızmaya başlayacaksınız.

1-   İçinde bulunulan (var olan) durumu anlamak,

2-   İçinde bulunulan durumu tanımlamak,

3-   Alternatif çözüm önerileri geliştirmek (ona dayak attığımda durum değişecek mi ?  bana ne faydası olacak  ? kendimi kontrol etmeliyim diyerek bilişsel tekniklerden yararlanılmalı ,

4-    Sonuçların belirlenmesi ve değerlendirilmesi (gerekirse not tutulmalı) ,

5-    Hangi zamanda ve durumlarda kendini daha saldırgan hissettiklerini ve davrandıklarını açıkça yazılmalıdır ve üstüne gidilmeli,

6-   Geçmişteki davranışlarıyla şimdiki davranışları ve sonuçlarını yazarak hangisinin hedeflediklerini kontrol etmek; bu başarıyı gösterecektir.

 Sonra ki iş çocuklarımızla ne kadar nitelikli zaman ayırdığımızdır. Çalışanlar için zamanı değerlendirmek içini doldurmak çok önemlidir. Çünkü zamanı kısıtlı ve çocuklarımız için geçen her kötü seneyi onun ve bizim zararımızadır.

 

Kalın sağlıcakla görüşmek dileğiyle hoşça kalın …

 

 

** En ünlü deneylerinden biri Bobo Doll deneyidir. Bu deneyde Bobo ismi verilen hacıyatmaz şeklinde plastik bir oyuncağa Bir yetişkin tarafından çeşitli şekillerde şiddet uygulanmaktadır. Tokmakla kafaya vurma, havaya fırlatma üzerine oturma gibi eylemler hacıyatmaza uygulanır ve bu video çocuklara izlettirilir.
Daha sonra Bobo isimli oyuncak ve çocuklar tek tek odaya alınır. Videoyu izleyen çocukların Bobo ya aynı şekilde saldırgan bir davranış sergilediği gözlemlenir. Çocuklar Hem yeni saldırı biçimlerini öğrenmiş yetişkin bireyden gördüğü gibi, hem de onun gibi aynı şekilde saldırı ve şiddeti gerçekleştirmiştir. Birinci grup çocuğa hiçbir şekilde ceza verilmez. İkinci gruba ise bu davranışından dolayı ceza verilir. Üçüncü grup ise Gözlem grubu olarak tutulmuştur. Ceza verilen çocukların Aynı işlemi tekrarlamadığı görülmüştür.
Bandura çocukların öğrendiği çoğu şeyin yeme, içme,konuşma gibi davranışların yanı sıra saldırganlık ve şiddetinde taklit ve gözlem yolu ile öğrendiğini ortaya koyan çarpıcı bir deneyde bulunmuştur.

                                                            Derya SEYDİOĞLU
                                                               Klinik Psikolog

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
556 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın